Covid neden hala bazı kişileri yatağa düşürüyor?

2019 sonunda başlayıp tüm dünyayı kasıp kavuran, herkesi aylarca eve hapseden Covid-19 salgını ilk dönemdeki etkisini yitirse de yeni varyantlarla devam ediyor.

Hala sık sık çevremizdeki insanların “Covid +” olduğunu, bazılarının da yorgan döşek yattığını duyabiliyoruz.

BBC’den James Gallagher’in yazısına göre bir hafta ve daha fazla süren öksürük, baş ağrısı veya ateşin ardından devam eden bir yorgunluk en fazla dile aktarılan semptomlar arasında.

Bazılarımız için Covid sadece burun çekmeden ibaret; birçokları ilaç dolabındaki ateş ölçeri bile hatırlama gereği duymuyor. Ancak bağışıklık sistemi üzerinde uzmanlaşan bilim insanları, Covid’in haftalarca baygın yatırabilecek şiddette enfeksiyonlara neden olabileceği konusunda uyarıyor.

Bunun nedenini araştıran Gallagher’in yazısının ilgili bölümü şöyle:
“Covid’e maruz kaldıktan sonra yaşayacaklarımız, virüsün ile vücudumuzun savunması arasındaki savaşa bağlıdır.
İlk aşamalar çok önemlidir çünkü virüsün vücudumuzda ne kadar tutunacağını ve ne kadar şiddetli olacağını virüse maruz kaldıktan sonraki aşamalar belirliyor.
Virüse olan bağışıklığın azalması ve virüsün yaşadığı gelişme dengeyi değiştiriyor.
Edinburgh Üniversitesi’nden immünolog Prof. Eleanor Riley de sürpriz şekilde ağır ve yıpratıcı bir Covid geçirdi.
Riley’yle konuştuğumda bana şunları söylüyor; ‘İnsanların Covid’e karşı antikor seviyeleri muhtemelen aşının ilk kez piyasaya sürüldüğü dönemde olduğu kadar düşük…’
Antikor seviyeniz ne kadar fazlaysa, virüsü o kadar hızlı bir şekilde temizleyebilirler.
Prof Riley, ‘Artık antikorlar daha düşük olduğundan, virüsün vücuda daha yüksek bir dozla yayılıyor ve bu da ağır hastalık olarak kendini gösteriyor’ diyor.
Aşı yoluyla ya da gerçekten hastalığı geçirme kaynaklı olsun, vücudumuzun antikor üretimi üzerinden bir zaman geçti.
Imperial College London’dan Profesör Peter Openshaw, ‘O zaman büyük fark yaratan şey, aşıların çok geniş ve hızlı bir şekilde kullanıma sunulmasıydı; genç yetişkinler bile aşı oldular ve bu kesinlikle büyük bir fark yarattı’ diyor…
Profesör Openshaw ‘Genç ve zinde insanların kötü Covid nöbetleri geçirdiğini duyuyorum. Bu şaşırtıcı derecede sinsi bir virüs, bazı insanları oldukça hasta edebiliyor ve bazen de uzun Covid geçirmelerine yol açıyor’ diyor.
Profesör Openshaw geçen yıl Covid geçirmeyen kişilerin, hastalığa karşı daha hassas olabileceğini de kaydediyor.
İngiltere’de hükümet, Covid’den ölüm riski taşıyan kişileri aşılamayı seçiyor.
Profesör Riley şunu savunuyor: ‘Bu 65 yaşın altındaki kişilerin de ağır Covid geçirmeyeceği anlamına gelmiyor. Bunun sonucu da kış aylarında işten bir ya da daha fazla hastalık izni kullananların sayısındaki artış olarak karşımıza çıkıyor.’
Değişen tek şey, kimin aşılanacağına ilişkin kararlar değil; virüs de değişiyor.
Bir virüs kılık değiştirmek için ne kadar çok evrim geçirirse, antikorlar da o değişime kadar daha az etkili oluyor.
Prof Openshaw da bunun altınızı çiziyor ve şu anda dolaşımda olan virüslerin, aşının geliştirildiği dönemdekinden farklı olduğunu söylüyor: “Birçok insanın Omicron varyantlarına karşı çok az bağışıklığı var.”
Ancak bu hastanede tedaviye ihtiyaç duyma olasılığınızın daha yüksek olduğu anlamına da gelmiyor.
Burada bir savunma hattımız daha var.

Bağışıklık hücreleri olarak bilinen T hücreleri, kimyasal dengeleri ölçümleyebilen reseptörlere sahip. Yani T hücresi, dolaşım sistemiyle adeta vücutta ‘devriye gezerek’ antikorların devreye girmesini gerektirecek bir rahatsızlık olup olmadığını kontrol ediyor.
T hücreleri, Covid ile enfekte olmuş hücreleri tespit edip onları öldürdüklerinden, mutasyona uğrayan virüsler tarafından kandırılma olasılıkları daha düşük.
Bu savunma hattının, ciddi hastalık geçirme riskini azalttığını söyleyen Profesör Riley, aynı zamanda vücutla virüsün savaşı sırasında hastanın kendini çok kötü hissedebileceğini söylüyor.
T hücreleri ile Covid savaşı, kas ağrısı, ateş ve üşümeyle semptomlarını doğurabilir.
Peki geldiğimiz nokta, Covid’in zararsız bir enfeksiyona dönüşme yolunda olduğu düşüncesi için ne anlatıyor?
Soğuk algınlığı semptomlarına neden olan dört koronavirüs daha bulunuyor.
Bunları hafif geçiriyor olduğumuz düşüncesinin bir nedeni, bunları çocuklukta ve daha sonra hayatımız boyunca tekrar tekrar tecrübe etmemizdir.
Profesör Openshaw, Covid konusunda ‘henüz o noktaya gelmedik’, ancak tekrarlanan enfeksiyonlarla bu yönde ilerlendiğini söylüyor” (HABER MERKEZİ)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x